YelizUtkuileveganyemekler

Merhaba, ben Yeliz.  Neredeyse 10 senedir (2007’den beri) veganım.  Bu süre içinde iki sağlıklı vegan hamilelik ve emzirme dönemi  geçirdim. Bu süreçte çok okuyup çok öğrendim, bilgileri kendi üzerimde denedim, ve nelere dikkat edilmesi gerektiğini tecrübeyle öğrendim. Şimdi de vegan olmak ve vegan kalmak isteyenlere, ihtiyaçları olan bilgileri, becerileri ve desteği sunmak istiyorum ki onların da sürdürülebilir bir şekilde vegan olabilsinler. Şİmdiye kadar onlarca kişiye yardımcı olmuş olabildiğimi bilmek benim için en büyük mutluluklardan biri.

 

Vegan yaşamak sizin için de mümkün.

İnsanlar genellikle veganlığı sağlıklı olduğu için seçmiyorlar. Genellikle vicdanlarının sesini dinliyorlar, yani etik bir karar veriyorlar. Sonra verdikleri bu kararın arkasında durabilmek için hayatlarından tüm hayvansal ürünleri çıkarmaya başlıyorlar. Buraya kadar işler gayet güzel ilerlerken, yavaş yavaş bir sorun ortaya çıkmaya başlıyor. Veganlığın diğer yönleri de var elbet, ama şimdilik sadece beslenme yönüne odaklanalım. Beslenmeden tüm hayvansal ürünleri çıakrdığınızda geriye kalan menü vegan olabilir, ama aynı zamanda eksik ve dengesizdir de.  Genellelikle protein=hayvansal ürün diye kodlayan bir beslenme eğitiminden geçmişiz, biz ve etrafımızdaki herkes, o yüzden de vegan beslenmenin ister istemez proteinsiz beslenmek olduğu düşünülüyor. Bu doğru değil. Protein açısından yeterli ve dengeli bir beslenmeniz olmazsa, bu beslenme türünü sürdüremezsiniz. Ancak nasıl besleneceğinizi bildiğiniz zaman, yeterli ve dengeli beslendiğiniz zaman, vegan bir beslenmeyle hayatın her dönemini (hamilelik, emzirme, yoğun spor dahil) kolayca geçirebilirsiniz. Vegan yaşamak herkes için mümkün.  Zorlandığınız yerde de ben imdadınıza yetişiyorum 🙂

 

Ben kimim?

Bir bilim kadınıyım, yoga hocasıyım, iki çocuk annesiyim. Geçenlerde bir de kitap çevirdim, sanırım şimdi bir de çevirmenim. Sevdiğim şeyleri yapma şansına sahip olduğum için mutlu bir insanım.

Güncel bilimsel makaleleri okumak, özellikle beslenme ve veganlık konusunda yapılmış araştırmaları takip etmek, hangi makalelere güvenilebileceğini, hangilerine güvenilemeyeceğini araştırmak benim için bir zevk. Bir de bunları herkesin anlayabileceği bir dille anlatmayı ve herkesi bilgilendirmeyi seviyorum. (Örnek: B12 hakkındaki meşhur yazım)

Bilim aşkım taa eskilere uzanıyor. Eskiden bilim dergileri karıştırırken hayallere dalar, uzaya çıkıp biyolojik deneyler yapmayı düşlerdim. Şans eseri iyi bir eğitim aldım. (Uzaya çıkamasam da biyolojik deneyler yaptım ve hala yapıyorum.) O zamanların en iyi okullarından olan SYAL’ın Fen Bölümü’nü birincilikle bitirdikten sonra tam burslu olarak Koç Üniversitesi’nde kimya okudum.  Yaz ve kış tatillerinde California Institute of Technology’den (Caltech) aldığım araştırma burslarıyla orada projeler yaptım. Üniversiteyi bitirdikten sonra New York Üniversitesi’nde doktora yapmak için New York’un göbeğine taşındım. Ve 6 yıl kaldığım New York’ta hayatım değişti. Yoga ve veganlıkla tanıştım. Experimental Cuisine Collective’in kurulmasında rol aldım ve bilim insanları, aşçı şefler, beslenme uzmanları, gıda üreticileri ve basın mensuplarının bir araya gelmelerinden ortaya çıkan güzelliklere tanık oldum. French Culinary Institute (şimdi The International Culinary Center) ile beraber çalıştım.  New York Üniversitesi’nde biyolojik moleküllerin kimyası üzerine yaptığım çalışmalarla master ve doktorayı bitirdim ve Dr. ünvanı kazandım. Hala da üniversitede ders veriyorum ve araştırmalar yapıyorum.

Laboratuvarda olmadığım, makale veya kitap okumadığım, kimya ya da yoga ya da beslenme dersleri vermediğim zamanlarda çocuklarım ve ailemle zaman geçiriyorum, yeni vegan ürünleri takip ediyorum, vegan yemek kitapları karıştırıp lezzetli vegan yemekler yapıyorum. Bazen de bunlarla ilgili yazılar yazıyorum.  Amacım, benim vegan kalmama yardım eden bilgileri sizlerle paylaşarak vegan olma ve kalma yolculuğunuzda size destek olmak, ve böylece de dünyayı kurtarmak 🙂

 

Nasıl vegan oldum?

Veganlıktan önce

Yıllar önce ben de vegan değildim. Standart bir beslenme şeklim vardı, bol kalorili, bol kolesterollü, bol tatlılı, bol paket servisli. Yani en kolayda ne varsa onu yiyordum. Tesadüfen bir gün kolesterolümün çok yüksek olduğu ortaya çıktı.  Arka arkaya yapılan testlerden sonra kah laboratuvar makineleri suçlandı yüksek kolesterol değerleri için, kah akşamdan yediğim pastalar.  Bu değerleri düşürmek bir türlü mümkün olmuyordu, zaten ailemdekiler de bunu kalıtsal olduğunu ve ne yaparsam yapayım kolesterolümün düşmeyeceğini söylüyordu. Sonra bir gün, yüksek lisans için gittiğim New York Üniversitesi’nde bir öğrenci grubu elime bir broşür tutuşturdu.  Yumurtlayan tavukların endüstriyel çiftliklerdeki yaşam koşullarını, erkek buzağıların süt endüstrisine faydası olmadığı için nasıl gencecik yaşta kesilip et yapıldığını, civcivlerin fazlasının çöp kutularına atılıp ezilerek kedi-köpek maması yapıldığını ilk kez orada gördüm.  Bunlar doğru olabilir miydi? Düşünmemeye, aklımdan çıkarmaya çalıştım. Belki düşünmezsem, aklıma getirmezsem bu gerçekler de yok olurdu. Ya da belki hayvansal gıdaları azaltabilirdim. Hem kolesterol değerlerim de yüksekti, belki eti azaltmak işe yarayabilirdi. Derken bir yoga eğitmenliği ön hazırlığı olarak bir kitap okumak zorunda kaldım. Defalarca kitabı bırakıp artık düşünmemek istedim, ama ödev olduğu için hem merak hem de korkuyla okumayı bitirdim. Kitap temel olarak o broşürde gördüklerimi daha detaylı olarak anlatıyordu. Kitabı okumayı bitirince hem korktum, hem üzüldüm, hem de kendimi aldatılmış ve çok çaresiz hissettim.  Aldatılmıştım, çünkü bana çizilen mutlu inek vs. tablolarına aldanıp zalimce bir işe ortak olmuştum. Çaresizdim çünkü hayatımdaki bütün hayvansal ürünleri çıkarmak mümkün değildi, bunu yapamazdım, yaparsam ölürdüm.

Vegan olmaya doğru

Sonrasında yavaş yavaş yediklerime alternatifler bulmaya başladım, türlü çeşitli yeni besinle tanıştım. Tabi New York’ta, tüm yeniliklerin göbeğinde olmak oldukça yardımcı oluyordu. Ayrıca bir bilim kadını olarak yetişiyor olmak da işe yarıyordu, merak ettiğim şeyler hakkında yapılmış bilimsel çalışmaları kaynağından bulup okuyabiliyor ve anlayabiliyordum. Tüm bilgilere erişimim vardı, tüm kaynaklara erişimim vardı. Okuyup öğrendikçe et yemeyi içime sindirememeye başladım.  Yavaş yavaş her türlü eti hayatımdan çıkardım. Deniz ürünlerini de sıfırlayınca sadece süt ürünleri ve yumurta kalmıştı.  Eh, o kadar da olsundu artık. Vegan olacak halim yoktu ya! Çünkü vegan demek, uçarı kaçarı, aklı havada, kendine katı kurallar koyan, manyak biri olmak demekti.

 

Vegan oluş anım

Günlerden bir gün, bir ineğin kadınlığıyla benim kadınlığım arasında hiç bir fark olmadığını gökten düşer gibi bir anda fark ettim.  Onun bir yavru doğurup emzirmesiyle benim bir yavru doğurup emzirmem arasında hiçbir fark olmadığını hissettim. Ve o anda o başka türden kadınla yavrusu arasına girmeye, onun sütünü almaya, sütü için sömürmeye hiç hakkım olmadığını hissedip, bu sömürü sistemiyle hiçbir ilişkim olmamasını diledim.

Çok zor bir andı. Ağladım mı, titredim mi, ürperdim mi hiç hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey, çok korktuğum ve kendime karşı çok dürüst olduğumdu. Bütün savunma mekanizmaları düşünce anladım ki, vegan yaşamayı denemezsem kendime olan saygımdan eser kalmayacaktı. En azından “Denedim, olmadı” diyebilmem gerekiyordu.  Açlıktan ölecek hale gelince bırakabilirdim, ama en azından denemem gerekiyordu. Oradan çıkıp da açlıktan ölmek korkusuyla markete girdiğimde perişan haldeydim. Ama marketten çıkıp da elimde tıka basa dolu torbalarda türlü çeşitli baklagiller, tahıllar, gevrekler, bitkisel sütler, sebzeler ve meyvelerle eve doğru yürürken, çok farklı bir duygu içindeydim. Kendimi hiç bu kadar özgür hissetmemiştim, hiç bu kadar hafif ve hiç bu kadar güçlü hissetmemiştim. O günden beri her gün, her öğünde bilinçli ve yürekten bir tercih yaparak hayvansal hiçbir şey tüketmiyorum.  Ve üstelik o günden beri kolesterol seviyelerim de çok sağlıklı.

Sonrası

İnandığım şeyler uğrunda yaşamak beni güçlü kılıyor. Vegan hayattan şüpheye düştüğüm her an bilimsel makalelere veriyorum kendimi ve her defasında veganlığa daha inanmış ve daha kendime güvenli şekilde yoluma devam ediyorum. İki vegan hamilelik, sonrasında iki vegan emzirme dönemim, ve sonucunda iki çok sağlıklı bebeğim oldu. Vegan olarak çok yoğun spor yaptığım (günde 3 satten fazla) dönemler oldu. Yaşadığım tüm deneyimleri, edindiğim ve her gün edinmekte olduğum yeni bilgileri sizlerle de paylaşmak, sağlıklı bir vegan olmak veya vegan kalmak isteyenleri destkleyebilmek için bu blogu yazıyorum.

 

İletişim:

Yazılarımdan ve eğitimlerimden siz de hemen haberdar olmak istiyorsanız buraya tıklayarak e-mail listeme üye olabilirsiniz. Facebook’taki Vegan Yemekler sayfasını takip edebilir, veya yelizutku@veganyemekler.com’a yazabilirsiniz. Bilinçli Vegan kursuna katılıp vegan beslenmenin temellerini öğrenmek isterseniz kursun bekleme listesine buraya tıklayarak katılabilirsiniz.

Sevgiler,

Yeliz

 

Not: Blog yazılarına ulaşmak için alttaki blog arşivini kullanabilirsiniz, en üstteki search kutucuğunda anahtar kelime arayabilirsiniz, ya da üssteki menü barından kategori seçebilirsiniz.

Not 2: Utku benim soyadım, evlendikten sonra bir de Konca geldi. Yeliz Utku ve Yeliz Utku Konca aynı kişi, yani ben 🙂 Siz Yeliz deyin yeter 🙂